Aileler Sınav Sürecinde Ne Yapmalı ?

Bir ailenin iç dengesini ve huzurunu en çok zorlayan konuların başında, çocuğun okul başarısı ve sınav süreci gelir.
Özellikle LGS ve YKS gibi hayatın yönünü belirleyen sınavlar yaklaştıkça, evlerin içinde görünmez bir gerilim oluşur. Çoğu zaman bu gerilim, sınavdan çok kaygının kendisinden beslenir.

Başarısızlık kaygısı, yalnızca başarısızlık yaşandığında ortaya çıkmaz.
Bazı çocuklarda okul başlamadan önce, bazılarında ise daha ilkokul yıllarında filizlenir ve doğru şekilde ele alınmazsa tüm eğitim hayatı boyunca devam edebilir.

Başarı mı, Potansiyel mi?

Okul başarısızlığı; çoğu zaman çocuğun kapasitesi ile ortaya koyduğu performans arasındaki uyumsuzluğu ifade eder.
Yani sorun çoğu zaman “yapamamak” değil, yapabileceğinin altında kalmaktır.

Araştırmalar; akademik sorunlarla psikolojik destek almak üzere başvuran ergenlerin önemli bir bölümünde, asıl nedenin öğrenme ve okul uyum problemleri olduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi, bu sorunlar çoğu zaman ortaokul ya da lise döneminde değil, çok daha erken yıllarda başlar ve zamanla yerleşik hâle gelir.

Bu noktada kritik bir soru karşımıza çıkar:
Sorun yalnızca öğrencide mi?

Aile Faktörü: Görünmeyen Ama En Güçlü Etki

Yapılan çalışmalar, okul başarısında aile içi ilişkilerin ve iletişim biçiminin belirleyici olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Akademik olarak zorlanan çocuklarda sıkça görülen ortak noktalar şunlardır:

  • Ebeveynlerin çocukla yeterince zaman geçirememesi

  • Aile içi iletişim sorunları

  • Dikkat ve odaklanma problemleri

  • Arkadaş ilişkilerinde zorlanma

  • Otoriteyle çatışma eğilimi

  • Kaygı kaynaklı davranış problemleri

Bu tablo bize net bir gerçeği gösterir:
Sınav süreci sadece öğrencinin değil, ailenin de sınavıdır.


Peki Aileler Ne Yapmalı?

Bir öğrencinin derslerde ve sınavlarda başarılı olabilmesi için yalnızca bilgiye değil; psikolojik dengeye, sosyal uyuma ve uygun fiziksel ortama ihtiyacı vardır. Gelin bu üç temel alanı birlikte ele alalım.


1. Psikolojik Faktörler: Sınavın Görünmeyen Yüzü

Ergenlik dönemi; kimlik arayışının, duygusal dalgalanmaların ve gelecek kaygısının yoğun yaşandığı bir süreçtir.
Bu dönemde gençlerden; hayatlarını etkileyecek hedefler koymalarını, plan yapmalarını ve disiplinli olmalarını bekleriz. Bu beklenti, onlar için oldukça ağır bir yük oluşturabilir.

Bir öğrencinin ders çalışmayı sürdürebilmesi için yalnızca “zorlanması” değil, neden çalıştığını bilmesi gerekir.

Aileler Ne Yapabilir?

  • Çocuğunuzun ilgi alanlarını, güçlü yönlerini ve hayallerini konuşun

  • Onu dinleyin; hemen yönlendirmeye ya da düzeltmeye çalışmayın

  • Hayaller size gerçekçi gelmese bile baskı kurmayın

  • Güven veren, sakin ve destekleyici bir iletişim dili kullanın

Unutmayın:
Amaç duygusu olmayan bir öğrenci, sürdürülebilir bir çalışma disiplini geliştiremez.

Basit bir denklemle ifade edersek:

Amaç → Güdü → Davranış → Öğrenme

Ev ortamındaki huzur da bu denklemin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Evdeki gerginlik, tartışmalar ve çözümsüz kalan problemler; öğrencinin dikkatini, motivasyonunu ve özgüvenini doğrudan etkiler.


2. Sosyal Faktörler: Çevre, Arkadaş ve Aidiyet

Bir gencin hedefleri; yalnızca ailesiyle değil, arkadaş çevresi ve içinde bulunduğu sosyal yapı ile de şekillenir.
Başarının önemsenmediği ortamlarda, pek çok potansiyelli öğrenci sırf dışlanmamak adına geri planda kalmayı tercih edebilir.

Aileler Ne Yapabilir?

  • Çocuğunuzun arkadaş çevresini tanıyın

  • Onu yargılamadan gözlemleyin

  • Sosyal çevrenin derslere ve hedeflere etkisini fark edin

  • Gerçekçi hedefler belirlemesine yardımcı olun

Amaç netleştiğinde, çalışma disiplini de daha kolay hayata geçer.


3. Fiziksel Faktörler: Çalışma Ortamının Gücü

Doğru ortam, doğru çalışmanın yarısıdır.

  • Ders çalışma alanı sade ve düzenli olmalıdır

  • Masa başında, dik pozisyonda çalışılmalıdır

  • Çalışma öncesi tüm materyaller hazır olmalıdır

  • Telefon ve dikkat dağıtıcı unsurlar ortamdan uzaklaştırılmalıdır

  • Oda ne çok sıcak ne çok soğuk olmalıdır (ideal: 21–22°C)

Müzik konusu ise öğrencinin yapısına göre değişebilir.
Genel olarak sessiz bir ortam önerilir; ancak bazı öğrenciler için kısık sesli enstrümantal müzik destekleyici olabilir.


Planlama Olmadan Olmaz

Başarının temel taşlarından biri planlı ve programlı çalışmadır.
Günlük, haftalık ve aylık planlar; yalnızca dersleri değil, dinlenme ve sosyal zamanı da kapsamalıdır.

İdeal çalışma süresi ortalama 40–45 dakika, ardından 10 dakika mola şeklinde olmalıdır.
Bu sürelerin bölünmemesi, öğrenmenin kalitesini ciddi ölçüde artırır.

“Çok çalışıyorum ama olmuyor” diyen öğrencilerde sorun çoğu zaman nasıl çalışıldığıdır, ne kadar çalışıldığı değil.


Son Söz Ailelere

Çocuğunuza eğitim hayatı boyunca şu mesajı hissettirin:

“Çaba varsa, çözüm de vardır.”

Sınavlar gelip geçer.
Ama bu süreçte kurulan ilişki, verilen destek ve kazandırılan bakış açısı; bir ömür boyu çocuğunuzla birlikte yürür.

mersinyanki.com’da paylaştığımız her yazıda olduğu gibi, bu satırların da tek bir amacı var:
Öğrencinin yanında duran, onu anlayan ve yol gösteren aileler oluşturmak.

Yorum bırak